Side Gezisi

SİDE İÇİNDEKİ GEZİ PLANI:

Şehri çevreleyen ve MÖ.2 nci yüzyılda yapılan kara surlarının ana kapısından şehre giriyoruz. Kapı: Perge’deki hellenistik dönem kapısına benziyor.Eşsiz işçiliği, gerçekten mükemmel. Yanlarında: iki kule ile korunmakta ve yarım daire şeklinde bir avlusu var.

Bu kapının karşısında: surun dışında, yol kenarında bulunan üç nişli anıtsal çeşme. Bu çeşme, Anadolu’nun en büyük tarihi çeşmesi: nymphaeum.

Evet, kapıdan girdikten sonra, özel aracınız ile burayı ziyarete gittiyseniz, aracınızı bırakabileceğiniz otopark var. Yani, yerleşim yerine araç girmesi yasak. Ama böyle düşünmeyin, çünkü içeriye girdiğinizde, içeride çok sayıda araç bulunduğunu görüyorsunuz ve kıyıdan kıyıdan gitmek zorunda kalıyor ve şaşırıyorsunuz. Bu araçların buraya girişlerini yadırgamamak elde değil. Yine de, ben size aracınızı otoparka bırakmanızı öneriyorum, yerleşim yerini, tarihi kalıntıları yürüyerek gezmek en güzeli.

Ben yine, biraz önce sözünü ettiğim “çeşme” ye gelmek istiyorum. Yunan mitolojisinde: su, orman ve dağ perileri olan nymphaeum’a adanmış anıtsal bir çeşme. MS.2 nci yüzyılda yapılmış. Üç katlı ve çok güzel işlemeleri var. Bu çeşmenin, bugün, yanlızca birinci katındaki kalıntılar görülüyor. Çeşmenin önünde, geniş bir havuz yeri var. Çeşmeye; Oymapınar baraj gölü içinde kalan, dumanlı kaynağından, 25 km. uzaklıktan, kimileri iki katlı olan, on su kemeri ile su getirtilmiş. En büyük su kemeri, Oymapınar barajının yakınlarında olup, 40 gözlü.

Bu kapıdan geçildikten sonra, yassı taşlarla döşeli olan, kentteki iki caddenin başlangıç yerine geliyoruz.

Tiyatronun yanından; köye doğru giden, sütunlu cadde, deniz kıyısına kadar uzanıyor. Cadde takip edildiğinde, yolun sağında, bizans bazilikası, solunda ise hamam kalıntıları ve bizans döneminden kalan ev kalıntıları görülebilir. Caddenin sona erdiği yerde ise; deniz surları ile cadde arasında, merdivenlerle çıkılan, MS.3 ncü yüzyıla ait, korint düzeninde ve yarım daire planlı bir tapınak var. Bu tapınağın, tanrı Men’e atfen yapıldığı sanılıyor.

 

Evet; diğer cadde, ana caddeden ilerlemeye devam ediyoruz. Bugün, cadde, her iki yanındaki dükkanlar ile, alışveriş merkezi haline gelmiş. Burayı ziyaret edenler, zaten genellikle bu ana caddeyi kullanıyorlar, çünkü her iki yanında, alışveriş mekanları var. Özellikle, yabancı ziyaretçiler için bu alışveriş mekanları pek uygun, gerek göze ve gerekse cüzdanlarına olumlu etkiler sunuyor.

SİDE. 2012.05.12 29b 150x150 Antalya, Side SİDE. 2012.05.12 29a 150x150 Antalya, Side SİDE. 2012.05.12 27 150x150 Antalya, Side SİDE. 2012.05.12 26 150x150 Antalya, Side SİDE. 2012.05.12 22 150x150 Antalya, Side 45 Antalya, Side

Bu ana caddenin sonunda, liman var. Yaklaşık 250-300 metrelik bu caddenin sonunda, denizle karşılaşıyorsunuz. Ama, antik dönemde Akdeniz’in en işlek limanlarından biri. Bu yoğun işlerliğinden dolayı, liman, sık sık dolup kirleniyormuş. Zamanla, bu güçlük, o hale gelmiş ki; yöredeki, bütün güç işler için: ” Senin işin, Side limanına dönmüş ” deyimi kullanılır olmuş. Günümüzde, limanda, hemen dalgakıran bölümünün ardında, birkaç tekne demirlemiş görünüyor, bunun dışında, hemen sol bölümde, üzerinde yürüyüş yapılabilen, pek uzun olmayan dalgakıran bölümü var. Liman kıyısında da, hemen yürüyüş yolu ve arkasında, kafterya-restoran bölümleri var. Ziyaretçiler, bu mekanlara oturup, özellikle deniz üzerinden güneşin batışını izliyorlar. Liman bölümünde, bir de “Atatürk” heykelinin bulunduğu meydan var.

Evet; liman bölümünde, sola döndüğünüzde, yaklaşık 100 metre sonra, tarihi bir alanla karşılaşıyorsunuz. Burada: iki tapınak var. Bunlar, şehrin, en anıtsal Roma dönemi yapıları.

SİDE. 2012.05.12 33 150x150 Antalya, Side SİDE. 2012.05.12 30 150x150 Antalya, Side SİDE. 2012.05.12 32 150x150 Antalya, SideSİDE. 2012.05.12 10 150x150 Antalya, SideSİDE. 2012.05.12 18 150x150 Antalya, SideSİDE. 2012.05.12 16 150x150 Antalya, Side

Tapınaklardan biri:Athena, diğeri ise Apollon’a ait. Athena tapınağının, kısa kenarında 6 ve uzun kenarında 11 sütun var. Apollon tapınağı; 6 sütunlu. Her iki tapınak sütunları; Prof.Jale İnan ve ekibi tarafından, büyük uğraşlar sonucu, ayağa kaldırılmış. Tapınak alanı gerisinde, bizans bazilikası var. Kemerli ve devşirme malzemeler ile yapılmış. Özellikle: Apollon Tapınağının ayağa kaldırılarak gökyüzüne doğru uzanan sütunları, inanın çok muhteşem bir görüntü sunuyor. Bunun dışında, bölgeye dağılmış, çok sayıda, mimari kalıntı görülüyor. Bunların üzerinde, insanlar oturup, denizi-manzarayı seyrediyorlar. Biraz daha mantıklı gözle baktığınızda ise, bu sütunların büyüklüğü ve sütunlar üzerine yerleşirilen mimari unsurlardaki kabartmaların güzelliği, inanılmaz. Yani: nasıl yapılmış, buraya nasıl yerleştirilmiş, inanmak mümkün değil. İnsanlar, inandıkları değerler uğruna, özellikle dini değerler uğruna, muhteşem yapılar yapmışlar. Apollon tapınağı bölümünde, sütunlar ve taş kalıntılar arasında tarihi geçmişle içiçe güzel bir yürüyüş yapabilirsiniz.

 

MÜZE:
Eski Side anacaddesi üzerinde ilerleyerek, tiyatronun yanına dönüyoruz. Agoranın hemen karşısında. Yolun sağında; bugün müze olarak kullanılan ve MS.5 nci yüzyılda yapılmış, roma hamamı var. Burası: 1960-1961 yılları arasında restore edilerek müze haline getirilmiş. Bölgenin, en güzel arkeolojik eserler kolleksiyonu burada. Kazılardan çıkarılan: Hermes, Herakles ve Nike gibi, oldukça sağlam ele geçen roma dönemine ait heykeller, büstler ve lahitler sergileniyor. Sergilenen eserlerin büyük bölümü; Prof.Arif M.Mansel tarafından, 1947-1967 yılları arasındaki dönemlerde, antik kentte yapılan kazılarda bulunmuş.

Müzeye, doğu yönündeki kapıdan giriyoruz. Daha sonra, tabanı taşlarla kaplı ve hamamın ikinci bölümü olduğu anlaşılan bir avludan geçerek, büyük bir bahçeye çıkıyoruz. Bu avlunun etrafında ve bahçenin içinde, kentte yapılan kazılarda bulunan: lahitler, sütunlar, büstler, torsolar ( başı, kolları ve bacakları olmayan insan gövdesi heykeli), yazıtlar, heykeller, heykel kaideleri, sütun başlıkları, frizler sergileniyor. Müzenin bahçesi, aslında roma hamamanın jimnastik salonu. Tabanı mermer parçaları ile kaplı olan bu avlunun içinde sergilenen en önemli eser: avlunun kuzey duvarında görülen, denizler tanrısı Poseidon’un mitolojik öykülerinin yeraldığı friz serisi. Burada: tanrı ve tanrıçaların, doğa ile olan ilişkisi tasvir edilmiş. Evet: Müzede, 4 salon var.

Bunlar, sırası ile:
I.NOLU SALON: Geç hitit dönemine ait, bazalt kraker, hellenistik devre ait silah kabartmaları, roma devrine ait güneş saati ve sunaklar var.
II.NOLU SALON: Roma devrine ait torsolar sergileniyor.
III.NOLU SALON: Hellenistik devre ait yazıtlar, roma devrine ait amphoralar, herakles ve üç güzeller ve nike heykelleri ile kabartmalar var. Özellikle; üç güzeller, muhteşem.
IV.NOLU SALON: Roma devrine ait lahitler, hermes, hygieira, Athena, Nike, Apollon heykel ve portreleri var. Bu salona: iskelet havuzlu salon da denilmekte. Çünkü: tuğladan bir mezar yapılmış ve içinde bir erkek iskeleti teşhir edilmekte. Ama; kimliği bilinmiyor.

 

AGORA:
Tiyatrodan sonra, geniş caddeden geçip, 100×100 m. boyutlarındaki anıtsal bir yere varıyoruz. Müzenin önünden, tiyatronun doğusundaki alan, kentin ticaret agorası. Yani: pazar yeri. MS.2 nci yüzyıla ait. Çevresi duvarlarla çevrili. Sütunlu portikolarla sınırlandırılmış. Üç yanında dükkanlar var. Agoranın tam ortasında ise; Tyche adına yapılmış, yuvarlak bir tapınak var. Agoranın kuzeybatı köşesinde ise; eski tuvalet var, iyi durumda. Deniz kenarındaki yapı, kentin devlet agorası. Bir avlunun etrafını çevreleyen, 7 m. genişliğindeki, ion sütunlu koridor ile doğudaki üç büyük odadan oluşan bir yapı topluluğu. Avlusu, pazar yeri olarak kullanılmış. Bu yapının, günümüzde, yanlızca doğu kısmı ayakta kalmış. İmparator salonu denilen bu salon, sütun ve heykellerle süslü. İki katlı olan yapının, orta odasının törenlerde kullanılmak üzere imparatora tahsis edildiği anlaşılıyor. Orta odanın iki yanındaki odalar ise, kütüphane yada arşiv olarak kullanılmış.

 

TİYATRO.
Evet, anıtsal kapının yanındayız. MS.4 ncü yüzyılda kapatılan ve küçük bir kapı haline sokulan yer. Bu kapının yanında, restorasyon görmüş; Vespasianus çeşmesi var. Bu yapı; kentin başka bir yerinde iken, Vespasianus’a armağan olarak, buraya getirilmiş ve çeşmeye dönüştürülmüş. Bu alanda, bundan başka, iki çeşme kalıntısı daha var. Evet; kapıdan geçiyoruz ve kentin antik tiyatrosu karşımızda.

Side tiyatrosundayız. MS.2 nci yüzyılda yapılmış. 20 m.boyunda, iki katlı, kemer tonozlu galeriler üzerine inşa edilmiş. Sahne kısmı: üç katlı. Burada; heykeller ve mitolojik tasvirli kabartmalar var. Tipik roma devri özelliklerini taşıyor. Yaklaşık 15 bin seyirci oturma yeri kapasiteli. 11 bölüme ayrılan oturma sıralarında, alt kısımda 29 ve üst kısımda ise 25 basamaklı merdivenler var. Geç roma döneminde, orkestra kısmı, gladyatör dövüşleri ve vahşi hayvan mücadeleleri sırasında, korkuluk ile çevrilmiş.

Tiyatronun yanında, yolun kenarında, anıtsal girişin önünde: küçük boyutlu, tiyatronun tanrısı olan Diansos’un anısına yapılan, erken roma dönemine ait tapınak var. Tiyatronun dışındaki galeride ise; 14 dükkan ve 5 giriş yeri var. Burası, aynı zamanda, MS.5 ve 6 ncı yüzyıllarda, açık hava kilisesi olarak kullanılmış. Burada dikkat edilmesi gereken husus şu. Antik dönemde, bu tür tiyatrolar genellikle bir tepe veya yükselti eteğine bir yanı dayanılarak inşa ediliyor iken (Aspendos gibi), buradaki tiyatro, tamamen açık ve düz bir alana inşa edilmiş, kemerli mekanlar üzerine kurulmuştur. Pamphylia tiyatroları içinde, en büyük anıtsal yapıdır.

Evet; bu muhteşem, her anında tarih kokan; güneş, deniz ve kumu ile gerek tatil ve diskoları ile gerekse eylencenin doruğunun yaşandığı beldemizden ayrılıyoruz. Gerçekten güzel bir yer. Kişisel olarak, buraya yapabileceğim tek tenkit, hiç ağaç olmaması. Özellikle, yazın gündüz saatlerinde güneş gerçekten yakıyor, kavuruyor. Yinede; bu güzellikleri yaşamaya değer. Side’ye gittiğinizde, müzenin arkasındaki alanlarda mevcut otoparklara aracınızı park edin ve yürüyerek, bu güzellikleri, tarihi keşfedin.

Ülkemizin en büyük turizm merkezlerinden biri olan, Side mutlaka yolunuzun geçmesi gereken bir yer. Burada: tarihi, güneşi, denizi birarada yaşayabilirsiniz. Attığınız her adımda, değişik bir tarihi kalıntı karşınıza çıkıyor, canınız güzel bir deniz ve bol güneş istediğinde ise, Side, size bunları da aynı yörede sunabilecek bir doğal yapıdadır.

 


 
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol